بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ
İsteyen kimse inecek olan azabı istedi.
Ayet detayı →44 ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ
İsteyen kimse inecek olan azabı istedi.
Ayet detayı →لِّلْكَٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌ
Kâfirler için onu (azabı) önleyecek hiç kimse yoktur.
Ayet detayı →مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ
(O azap) Yüksek dereceler sahibi olan Allah tarafındandır.
Ayet detayı →تَعْرُجُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
Melekler ve Ruh (Cebrâîl) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.
Ayet detayı →يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ
O gün, gökyüzü erimiş yağ/maden (tortusu) gibi olur.
Ayet detayı →يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ
Onlar birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse, o günün azabından (kurtuluş için) oğullarını fidye olarak vermek ister.
Ayet detayı →وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنجِيهِ
Yeryüzünde olanların hepsini de. Sonra (ister ki) kendini kurtarsın.
Ayet detayı →وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ مَّعْلُومٌ
Onların mallarında belli bir hak vardır.
Ayet detayı →وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ
Onlar Rablerinin azabından korkarlar.
Ayet detayı →إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ
Gerçekten Rablerinin azabından güvende olunmaz.
Ayet detayı →وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ
Onlar, mahrem yerlerini/ırzlarını koruyan kimselerdir.
Ayet detayı →إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ
Ancak eşlerine ve sahip oldukları cariyelerine karşı müstesna. Çünkü onlar (bundan dolayı) kınanmazlar.
Ayet detayı →فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ
Bundan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşmış olanlardır.
Ayet detayı →وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ
Onlar, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.
Ayet detayı →وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمْ قَآئِمُونَ
Onlar, şahitliklerini (gerektiği gibi) yerine getirirler.
Ayet detayı →وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
Onlar namazlarını aksatmadan gereği gibi kılarlar.
Ayet detayı →فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ
O kâfirlere ne oluyor ki, sana doğru koşuyorlar?
Ayet detayı →أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ
Yoksa onların her biri Nâim Cennet'ine konulacağını mı umuyor?
Ayet detayı →كَلَّآ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ
Asla! Biz onları bildikleri o şeyden yarattık.
Ayet detayı →فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَٰرِقِ وَٱلْمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ
Hayır, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki mutlaka biz güç yetirenleriz.
Ayet detayı →عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
Onların yerlerine kendilerinden daha hayırlılarını getirmeye. Ve bizim önümüze geçilemez.
Ayet detayı →فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
Bırak onları; kendilerine söz verilen gün gelinceye kadar dalıp oynasınlar!
Ayet detayı →يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ سِرَاعًا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍ يُوفِضُونَ
O gün onlar sanki dikilmiş putlara süratle gidiyorlarmış gibi kabirlerinden hızlıca çıkarlar.
Ayet detayı →خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ
Gözleri yere yıkılmış, (yüzlerini) zillet bürümüştür. İşte bu, onlara söz verilen gündür!
Ayet detayı →