بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّا
Andolsun saf saf dizilenlere.
Ayet detayı →182 ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّا
Andolsun saf saf dizilenlere.
Ayet detayı →رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ
O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, doğuların da Rabbidir.
Ayet detayı →إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ
Biz, en yakın göğü yıldızlarla süsledik.
Ayet detayı →لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ
Onlar, artık mele-i a'la'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.
Ayet detayı →دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ
Kovularak uzaklaştırılmış (olurlar) ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
Ayet detayı →إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ ثَاقِبٌ
Ancak bir (söz) çalıp kapan olursa onu da parlak bir ateş izler.
Ayet detayı →فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّن طِينٍ لَّازِبٍۭ
Şimdi onlara sor: “Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa bizim yarattıklarımız mı?” Doğrusu biz onları, yapışkan bir çamurdan yarattık.
Ayet detayı →بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ
Hayır, sen şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar.
Ayet detayı →وَإِذَا رَأَوْا۟ ءَايَةً يَسْتَسْخِرُونَ
Bir ayet (mucize) gördüklerinde alaya alırlar.
Ayet detayı →وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ
"Bu, ancak apaçık bir büyüdür." derler.
Ayet detayı →أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
"Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı gerçekten biz mi diriltileceğiz?
Ayet detayı →قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ
De ki: “Evet! Hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
Ayet detayı →فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ
Çünkü o, korkunç bir sesten ibarettir. O zaman etrafa bakıp dururlar.
Ayet detayı →وَقَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا هَٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ
"Eyvah bize! İşte bu, hesap günüdür." derler.
Ayet detayı →هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
“İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür.” denilir.
Ayet detayı →ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ
Zalimleri, onların eşlerini ve tapmakta olduklarını toplayın.
Ayet detayı →مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ
Allah'tan başka (ibadet etmiş olduklarını) Cehennem yoluna iletin!
Ayet detayı →وَقِفُوهُمْ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ
Durdurun onları; çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.
Ayet detayı →وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ
(İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.
Ayet detayı →قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ
"Siz, bize sağdan geliyordunuz." derler.
Ayet detayı →قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ
Diğerleri de derler ki: "Hayır! Siz iman eden kimseler değildiniz."
Ayet detayı →وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًا طَٰغِينَ
Bizim sizin üzerinizde zorlayıcı bir gücümüz yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz.
Ayet detayı →فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ إِنَّا لَذَآئِقُونَ
Artık Rabbimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti. Kesinlikle biz onu (azabı) tadacağız.
Ayet detayı →فَأَغْوَيْنَٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ
Evet! Sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimseler idik.
Ayet detayı →فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ
Hiç şüphe yok ki, o gün onlar azapta ortaktırlar.
Ayet detayı →إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ
Çünkü onlar, kendilerine; "Allah’tan başka (hak) ilah yoktur." denildiği zaman büyüklenirlerdi.
Ayet detayı →وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَّجْنُونٍۭ
"Bir mecnun şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?" derlerdi.
Ayet detayı →بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ
Hayır! O, hakkı getirdi ve peygamberleri doğruladı.
Ayet detayı →وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.
Ayet detayı →يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍۭ
Etraflarında pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
Ayet detayı →لَا فِيهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ
Onda ne baş dönmesi vardır, ne de ondan dolayı sarhoş olurlar.
Ayet detayı →وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌ
Yanlarında bakışlarını yalnız kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.
Ayet detayı →قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌ
İçlerinden biri; "Benim bir arkadaşım vardı." der.
Ayet detayı →يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ
Bana derdi ki: "Sen gerçekten tasdik edenlerden misin?"
Ayet detayı →أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ
"Ölüp toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman yeniden mi diriltileceğiz?"
Ayet detayı →قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ
(Cennet'e giren) Ona; "Ne olduğunu görüyor musunuz?" der.
Ayet detayı →قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ
"Allah’a yemin ederim ki, sen neredeyse beni de helâk edecektin!" der.
Ayet detayı →وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ
"Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (Cehennem'e) getirilenlerden olurdum."
Ayet detayı →إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
"Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?Bize azap edilmeyecek miymiş?"
Ayet detayı →لِمِثْلِ هَٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَٰمِلُونَ
Çalışıp amel edenler, böylesi için çalışsınlar.
Ayet detayı →أَذَٰلِكَ خَيْرٌ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ
(Nimet olarak) Bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Ayet detayı →إِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ
O, Cehennem'in dibinden çıkan bir ağaçtır.
Ayet detayı →طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ
Tomurcukları (ürünleri) sanki Şeytanlar'ın başları gibidir.
Ayet detayı →فَإِنَّهُمْ لَـَٔاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ
İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.
Ayet detayı →ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِّنْ حَمِيمٍ
Sonra, onlar için üzerine kaynar su katılmış içki vardır.
Ayet detayı →ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ
Sonra da onların dönüşü yine Cehennem'edir.
Ayet detayı →إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ
Onlar; babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Ayet detayı →فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ
Kendileri de onların izlerinden koşturuluyorlardı.
Ayet detayı →وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalâlete düştü.
Ayet detayı →وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ
Andolsun ki, onlar arasında uyarıp, korkutanlar göndermiştik.
Ayet detayı →فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ
Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Ayet detayı →وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ
Andolsun, Nuh bize seslenmişti de ne güzel icâbet etmiştik!
Ayet detayı →وَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Ayet detayı →وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.
Ayet detayı →إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
Ayet detayı →وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ
Şüphesiz İbrahim de onun yolunda olanlardan idi.
Ayet detayı →إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
Hani O, Rabbine (şirkten) selamette olan bir kalp ile gelmişti.
Ayet detayı →إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ
Hani o, babasına ve kavmine; “Neye ibadet ediyorsunuz?” demişti.
Ayet detayı →أَئِفْكًا ءَالِهَةً دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ
"Allah’tan başka uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"
Ayet detayı →فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
Bunun üzerine gizlice onların ilahlarına varıp; “Yemek yemiyor musunuz?” dedi.
Ayet detayı →فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ
Sonra üzerlerine gelip sağ eliyle (kuvvetle) vurdu.
Ayet detayı →قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ
İbrahim onlara: "Ellerinizle yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz?" dedi.
Ayet detayı →وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ
Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.
Ayet detayı →قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَٰنًا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ
"Onun için bir bina yapın, onu alevli ateşin içine atın!" dediler.
Ayet detayı →فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en aşağılık kimseler kıldık.
Ayet detayı →وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ
Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim. O, beni doğru yola iletecektir."
Ayet detayı →فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ
Ne zaman ki o babasının yanı sıra yürümeye başlayınca dedi ki: “Oğulcağızım, gerçekten ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Bak, artık sen ne düşünürsün?” Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”
Ayet detayı →فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ
Böylece her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) alnı üstü yere yatırdı.
Ayet detayı →قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Sen rüyanı gerçekten tasdik ettin. Biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.
Ayet detayı →وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.
Ayet detayı →كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
Ayet detayı →وَبَشَّرْنَٰهُ بِإِسْحَٰقَ نَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak'ı müjdeledik.
Ayet detayı →وَبَٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَٰقَ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌ
Onu ve İshak’ı mübarek kıldık. İkisinin soyundan iyi davranan da var, açıkça kendi nefsine zulmetmekte olan da.
Ayet detayı →وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
Andolsun ki, biz Mûsâ'ya ve Hârûn'a da lütufta bulunduk.
Ayet detayı →وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ
Onları ve kavimlerini, o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Ayet detayı →وَنَصَرْنَٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ
Onlara yardım ettik. Böylece üstün gelenler onlar oldular.
Ayet detayı →وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında o ikisi için (güzel bir) nam bıraktık.
Ayet detayı →إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Ayet detayı →إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ
Halkına şöyle demişti: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
Ayet detayı →أَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَٰلِقِينَ
"Yaratıcıların en iyisini bırakıp Ba’l (adlı puta) mi ibadet ediyorsunuz?"
Ayet detayı →ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ
Sizin Rabbiniz de, geçmiş atalarınızın da Rabbi Allah'tır.
Ayet detayı →فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ
Onu yalanladılar, bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır.
Ayet detayı →وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında (güzel bir) nam bıraktık.
Ayet detayı →إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Ayet detayı →إِذْ نَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ
Hani biz onu ve aile halkını birlikte kurtarmıştık.
Ayet detayı →إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ
Ancak bir kocakarı müstesna. O, geride kalanlardan oldu.
Ayet detayı →وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ
Siz, sabah vakti onların (diyarından) muhakkak geçip gidiyorsunuz.
Ayet detayı →وَبِٱلَّيْلِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
Ve geceleyin (de onlara uğruyorsunuz). Yine de akıllanmayacak mısınız?
Ayet detayı →فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ
Derken onu balık yutmuştu, o kınanır bir davranışta bulunmuştu.
Ayet detayı →فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ
Eğer o gerçekten tesbih edenlerden olmasaydı,
Ayet detayı →لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Ayet detayı →فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌ
Biz de onu, hasta bir halde boş bir alana/sahile attık.
Ayet detayı →وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِّن يَقْطِينٍ
Üzerine kabak türünden (gölge yapması için) bir ağaç bitirdik.
Ayet detayı →وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ
Sonra da onu, yüz bin kişiye hatta daha fazlasına gönderdik.
Ayet detayı →فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ
Sonunda ona iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
Ayet detayı →فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ
Şimdi onlara sor: “Kız çocukları Rabbinin, erkek çocukları da kendilerinin midir?”
Ayet detayı →أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثًا وَهُمْ شَٰهِدُونَ
Yoksa biz melekleri dişi olarak yarattık da onlar buna şahit mi oldular?
Ayet detayı →أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ
İyi bilin ki onlar iftiralarından dolayı derler ki:
Ayet detayı →وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ
“Allah doğurdu.” (diyorlar) Şüphesiz onlar elbette yalancıdırlar.
Ayet detayı →فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
Eğer doğru söylüyorsanız, haydi kitabınızı getirin.
Ayet detayı →وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًا وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ
Onlar, kendisiyle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Andolsun ki, melekler de (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
Ayet detayı →سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
Allah; onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.
Ayet detayı →وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌ مَّعْلُومٌ
(Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”
Ayet detayı →لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
“Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”
Ayet detayı →لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
“Gerçekten bizler de, Allah'ın muhlis olan kullarından olurduk.”
Ayet detayı →فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Fakat ona (iman etmeyip) kâfir oldular, ileride (küfürlerinin akıbetini) bilecekler.
Ayet detayı →وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ
Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
Ayet detayı →وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ
Ve galip gelecek olanlar, mutlaka bizim ordumuzdur.
Ayet detayı →وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
(Başlarına geleceğini) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.
Ayet detayı →فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ
Fakat (azap) onların sahasına indiği zaman, uyarılıp korkutulanların sabahı pek de kötü olacak!
Ayet detayı →وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
Ve (başlarına geleceği) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.
Ayet detayı →سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
Üstünlük (izzet) sahibi Rabbin onların nitelemelerinden münezzehtir.
Ayet detayı →